Zemrude

Marcovaldo’nun güzleri. Arzuların ve korkuların kurduğu kentler. Ortada oldukları için görünmez. Ya da tam tersi. Sabah denizi gri mavi, dalgalar ince. Tekneler ve martılar. Sonra geçenlerde, güneşin batışı. Moda Çay Bahçesinin koyu bulanık çayı. Karşıda yine de pembemor ufuk, yukarılar turuncusarı. Ve hepsinin önünde tül gibi, sis gibi gri. O yüzden güzel ve o yüzden değil.


Kırmızılar kiraz kırmızısı, maviler gök mavisi, yeşiller orman yeşili olabilir. Tamam. Ya griler?


Sokak taşları grisi.


.

.


“Er geç bir gün gelir hepimiz bakışlarımızı yağmur olukları boyunca yukarıdan aşağıya indiririz ve sokak taşlarından ayıramayız bir daha. Bunun tersi de olmaz değil, ama daha seyrek; bu yüzden Zemrude sokaklarını, artık yerin altına inen, kilerleri, temelleri, kuyuları bulup çıkaran gözlerle dolaşmayı sürdürürüz.”