Savaşa Doğru

Bugünün ilk maili “Aposto!”dan: “Savaşa doğru” yazıyor. Tıklayıp tıklamamak, bütün mesele bu mu? Kendimi bildim bileli haberler zaten hep “savaşa doğru”. Tıklasam da tıklamasam da.


"O gün İstanbul Valiliği metrobüslerde metrolarda bomba uyarısı yayınlamıştı. Biz Bora’yla Moda’ya yürürken göz göze varmaktan çekinmiştik, ikimiz de aynı şeyi düşünmüştük. Bir şeylere kızgın, bir başka şeylere üzgündük. Bir adımımız olsun, ama bu adım birilerini geride bırakmasın istiyorduk.


Uzaktayken de uzakta olamıyorsun. Belki o zaman daha zor. Belki o zaman kaygılar daha yakın. Hindistan’ın içine kapalı bu küçük kasabasında Dwali kutlamaları daha yeni bitti. İnternetim kapandığında, tüm haberlere erişimim kapandığında bütün bunlar olmamış mı olacak?


Aklım yoldaki tabelalara takılıyor, tüm yazıları kontrolsüzce okuyorum, trafik ışıkları duruyor, arabalar duruyor, durmuyor, korna sesleri, insan solukları. Yaya çizgileri, asfalt, duvarda silik resimler. Zihnim daldan dala, hikayeden hikayeye salınıyor. Gözümün önünde kötü sahneler. Biri bitip de diğerine atlanan bir kabus treni gibi. Savaş hiç bitmiyor.