Gaz Lambası

Gaslightingifadesini duydunuz mu? Literatüre, 1938 tarihli bir tiyatro oyunuyla girmiş*. Kişinin kendinden şüphe etmesine; kendi zihnini, kimliğini, kendine güvenini sorgulamasına sebep olan psikolojik bir manipülasyon şekli olarak tanımlanıyor. 

Oyunda Jack, karısı Bella'yı delirdiğine inandırmak için her gün gaz lambasının ışığıyla oynuyor. Bella şüphe ettiğinde ise onu türlü şekillerde aşağılıyor. Bu şekilde, adım adım Bella'nın kendisine olan güvenini yitirmesini ve delirdiğini düşünmesini istiyor. Kadının, kendi zihnini çarpık ve bozuk olarak kabul etmesini ve tamamen kontrol edilebilir hale gelmesini bekliyor.


Jack'i tanıdınız mı? Onu evden, ofisden, toplantı odalarından, sınıflardan ve kampüslerden, devlet katlarından, adalet ve kolluk makamlarından tanıyorsunuz. Hükümetiniz de o, peşinizi bırakmayan eski kocanız da, tepeden bakan hocanız, meslektaşınız da o. “Yetersiz”, “kaçık” ve “kopmuş” olduğunuza sizi inandıran sistemin güzide temsilcisi. 


“Gaslighting” ve manipülasyonun psikolojik boyutu hakkında konuşamam. Ama size spiritüel gaz lambasından söz edebilirim. Spiritüel Jack’ten.