En Çok "Çocuklar İnsandır"

Çocuklara çoğu zaman, henüz tamamlanmamış yarı insanlar olarak bakılır. O anlamaz. O bilmez. Hissetmez. Onlar duymaz. Görmez. Sezmez. Oysa birçok şeyi en çok onlar bilir. En çok “çocuklar insandır” .


Yaşar Kemal, “Çocuklar İnsandır” kitabında çocukların hikayelerini her zaman olduğu gibi sokağın ve çocukların arasına karışarak anlatıyor. Önce, kitabın adının, çocukluğunu yaşayamadan alelacele büyümek zorunda bırakılmış sokak çocuklarının hayatını net bir şekilde yansıttığını düşünmüştüm. Sonra bu ifadenin aslında başka bir derinliği olduğunu anladım. Çocuklar, çocukluklarından koparılmış olmalarına rağmen hala, ısrarla çocuktular. Tam da bu yüzden, salt çocuk oldukları, her şeye rağmen çocuk oldukları için fazlasıyla, “düpedüz” insanlardı.


Zygmunt Bauman, Akışkan Aşk kitabında, “Korzcak” filmine atıf yaptığı bölümünde “çocukların insanlığını” şöyle özetliyor:


“En iyi biçimindeki insanlık; ne deforme olmuş, ne budanmış, ne eskitilmiş, ne sakatlanmış, doğuştan ve tamamlanmamış çocuksuluğu içinde eksizsiz, henüz ihanet edilmemiş bir vaatle ve daima uzlaşmaz bir potansiyelle dolu insanlık. İnsanlığın potansiyel taşıyıcılarının doğduğu ve büyüdüğü dünyanın, insanlığı yayacak müstakbel pilotları teşvik etmek yerine bu pilotların elini kolunu bağlamayı daha iyi becerdiği apaçık ortadadır ve dolayısıyla, Korczak’a göre insanlık kendini ancak çocuklarda (bir an için, yalnızca bir an!) dokunulmamış ve bütünlüklü olarak bulur.”


- İnsanlık kendini ancak çocuklarda dokunulmamış ve bütünlüklü olarak bulur -


Yaşar Kemal’in deyimiyle “daha az yaşamış oldukları” için çocukları insandan saymayanlar, yetişkinlerin acımasız dünyasında belki de tek gerçek dayanma gücü olan düş gücünü bilmezler. Çocukların düş gücünü.


“Zilo dünyada en çok Yeni Camii’nin önünü sever. Yeni Camii’nin önü onun için dünya güzeli bir bahçe, bir sirk, dünya güzeli bir lunaparktır.”