Eksik Şarkı

Televizyonda flaş flaş flaşlarda. Fon müziklerle parça parça kesitler, kravatlı ceketli uzun oturumlarda izleriz. Az sonra siyah beyaz bir anıya dönecek çarpıcı fotoğraflarda ya da.

.

.


İlkokuldayım. Televizyonun durduğu yeri hatırlıyorum. Eski evin ahşap arkalıklı koltuklarını. Ekrandaki spiker kadının sesini. Annemin soluk yüzünü, büyümüş göz bebeklerini. Çantalarla torbalarla sıra sıra yürüyen insanların fotoğraflarını. O zaman bilmiyorum savaş nedir. Ama biliyorum pekala. Esas çocuk halimle biliyorum.


Şarkısız Gecelerin İlki’nde “harbin” çıktığını öğrenen çocuk hissediyordu bir şey “ne olduğunu bir türlü bulamıyordu”. Babası korkmamasını söylemişti ama nafile. Savaşın içinde değildi, yine de onu gözünden tanımıştı. Cevabı şarkısız gecede bulmuştu.


“… Babam, eve girdiği andan beri şarkı söylememişti o gece, ilk olarak.”*