"Aydınlanmak Erkek Fantezisidir"

Çocuklu çocuksuz. Genç yaşlı. İşte, sokakta, evde. Çevremde tanıdığım tüm kadınlarda ortak birçok şeyden biri “kendinde boş durma hakkı görmemek”.


Erkekler yavaş, durağan ve sabit olabilirken kadınların hep devam etmesi gerekiyor. Biraz oturduğunda suçluluk duyuyorsun. Her an bir şey yapmak, üretken ve verimli olmak zorunda hissediyorsun.


Japonya'da Zen geleneğinde uzun yıllar kadınlara ne kadar az yer olduğunu anlatan bir yazı okudum geçenlerde. Yazının başlığı şu: "Aydınlanmak erkek fantezisidir!"


Yoga dahil spiritüel geleneklere bakın, kaç tane kadın guru var? Kaç tane kadın bir geleneği, bir topluluğu yönetmiş? Birçok kültürde, hocalık, babadan oğula değilse erkekten erkeğe devam ediyor. Otoriteyi elinde tutan, her yerde olduğu gibi yine erkekler. Japonya'da 2. Dünya savaşından sonrasına kadar, kadın keşişlerin bir manastırı yönetme hakları olmadığından otoriteden ve ana gelir kaynağından koparılmışlar hep. Bu kaynak eksikliğinden ötürü, kadın keşişler hayatta kalabilmek için alternatif stratejiler bulmuşlar. Bunlardan en bilinenleri, çay seremonisi ve çiçek düzenlemesi. Yemekler, temizlik, organizasyon hep kadınlar tarafından yapılmış.