Yazılar

Arşiv

Tags

"Arkadaşlık spiritüel çalışmanın yarısı eder mi?"

Ananda, Buddha'nın sağ kolu, Buddha ölmeden kısa zaman önce Buddha öldeceği için çok üzgünken, ona sormuş "Arkadaşlık, spiritüel çalışmanın yarısı eder mi?"  "Hayır" demiş Buddha. "Tamamı eder."


Budist felsefedeki Dharma kavramı, en basit anlamıyla "yol" demek. "Hakikat yolu", "Hak yolu"... Üzerinde yaşadığımız dünyadaki ölümlü yaşamımızın yolu. Arşa yükselen bir merdiven de, bir patika, bir anayol, bir geçit de olabilir. 


Doğu felsefeleri ve mitolojilerinden gelen hemen her kavramda olduğu gibi, çoğu yerde, Dharma da, "bireysel bir yol" olarak kullanılıyor ve günün sonunda yine "kişisel gelişim" çılgınlığının bir parçası olarak işlev buluyor. Oysa Budist metinlere baktığımızda, Buddha'nın "arkadaşlığı" ve bu arkadaşlık çevresinde oluşan topluluğu ne kadar temelde bir yere koyduğunu hemen görebiliyoruz. 


Spiritüel arkadaşlık, Dharma yolunda birbirine eşlik ederek yürüyen insanların arkadaşlığı olarak tanımlanıyor. Bir nevi "yoldaş"lık olarak tercüme edesim geliyor bunu. Birliktelikte hiçbir unvanı boynuna asmayan, hiçbir stratejisi olmadan sadece eşlik eden yol arkadaşları.


Bu arkadaşları, herhangi bir grupla, zümreyle, bir ideoloji etrafından bir araya gelen topluluklarla sınırlandırmak da mümkün değil. Bir üstat, meditasyon ya da yoga uzmanı ya da yüce bilgelik sahibi biri olmaları gerekmiyor. 


Buddha, arkadaşlığı, çok daha basit ve bütün bunlardan çok daha temel bir yere koyuyor. Mitta Sutta'da şöyle tanımlıyor: "Zor olanı verir. Zor olanı yapar. Sabretmesi zor olana sabreder. Size sırlarını verir. Sizin sırlarınızı tutar. Terslikler olduğunda sizi terk etmez. Çöktüğünüzde size tepeden bakmaz."

Söylediklerini analiz etmez, deneyimini kategorilere sokuşturmaz. Arayıp herhangi bir şeyden ötürü dert yandığında sana süslü ve ulvi cevaplar aramaz. İlla bir yorum yapma gereği duymaz. Üstten bakmaz. Eşitindir. Eşlik eder. Bazen durur bazen yürür ama hep kulak verir. 


Geçen haftaki Yoga ve Somatik Farkındalık buluşmasında, karantina günlerinde sosyal ilişkilere olan ihtiyacımızla ilgili konuşurken, birkaç öğrenci, ilişki kurduğumuz insanlar ve dahil olduğumuz çemberlerin bu süreçte kendiliğinden değiştiğine ve daraldığına dikkat çekti. Gerçekten de, karantina günlerinde sosyal ilişkilerimizi koparmamak, belki de hala bir yerlere ait olduğumuzu hatırlamak için toplu ve görüntülü görüşmelerin olduğu ortamlara akın ettik. Belki ihtiyacımız buydu, belki bir şeyleri baypas ederek bu epizodu geçmek, ileri sarmak istedik. Bu aşırı doz Zoom'lardan sonra, belki de yavaş yavaş kendi kabilemizi bulmaya ya da en azından nasıl bir kabilenin parçası olacağımıza dair bir şeyler sezinlemeye, belki de sadece bunu hayal etmeye başladık. 


"Bir sonraki Buddha Sangha olacak" demiş Thich Nhat Hahn. Sangha, yani arkadaşların bir araya getirdiği topluluk... Kendini olduğun tüm çarpık, yamuk ve istenmedik hallerinle ortaya koyabileceğin, herkesin kendi halinin ve topluluğun bir ortak ruhunun olduğu; hem bu ayrıklığın hem bu ortaklığın onurlandırıldığı bir kabile. 



©2018 by Günebakan. Proudly created with Wix.com