Yazılar

Arşiv

Tags

Ağzının İçindeki Takımyıldızları

"Krişna dünyaya küçük bir çocuk olarak gelir. Bir gün diğer çocuklarla oynarken yerdeki çamurları yer. Bunu gören annesi sorar "Krişna yine mi çamur yiyorsun?" O da ağzı kapalı şekilde cevap verir "mmm, yoo." Ağzı çamurla dolu, arkasını döner gider Krişna. Diğer çocuklardan biri Krişna'nın annesine döner ve "evet çamur yiyor" der. Krişna'nın annesi tuttuğu gibi ağzını açar oğlunun ve ağzının, dişlerinin, dilinin çamur içinde olduğunu görür. Elleriyle Krişna’nın çenesini kavrarken, ağzının daha da derinine bakar ve damağının tepesinde tanıdık bir karanlık görür. Karanlık bir gecede gökyüzüne bakar gibi, gözlerini oraya diker. Sonra o karanlığın içinden ayı görür, gökyüzü dolusu yıldızları, hareket eden takımyıldızlarını...ve sonra kendisini Krişna'nın annesi olarak görür ve oracıkta bayılır. Gördüklerinin karmaşası ve derinliği ile yerde baygın yatar."


Hamileliğimin ilk zamanlarında, kaygılar dünyasının avlusunda voltalar atıyordum. Ellerim arkada bu gardiyanlarla ne yapacağımı düşünüyordum. Bunca yıl, aşırı atik hayal gücüm bilinmezlik anlarında hep atağa geçmiş, hızla tüm o absürt ve ürkütücü hikayeleri sunmuştu bana. Sakin mizaçlı bir kaygılıydım ben. Kimseye ses etmeden yanardım.


Bir gün anneme sordum. “Çocuğum olunca ben bu kaygıyı ne yapacağım?" Bildiği bir yerden sormuş olacağım, sakince çayını yudumlayıp dedi ki "Çocuk o dengeyi kendiliğinden kuracak."


Krişna'nın annesine, çocuğunun ağzının içinde gördüğü dünya ve oğlunun kendisinden bağımsız olduğu gerçeği çok ağır gelir, düşüp bayılır. Birçok hikayede de çocuk Krişna, annesine bu oyunları tekrar tekrar oynar ama annesi, onun bağımsızlığını bir türlü kabul edemez. Anne - çocuk ilişkisinin doğasındaki sorumluluk, güven ve bağlanma ağları ile özümüzdeki bağımsızlık birbiriyle çelişir boyuna. Çocuğumuz öyle ve şöyle olsun isteriz. Şunu ve bunu yapsın, orada ve burada dursun. Yaralanmasın, zarar görmesin, ağzına çamurları doldurmasın. O sırada ağzının içindeki takımyıldızlarını göremeyiz. Tutunmanın ve tutunmamanın doğası budur yani, denge budur: çelişkinin kendisidir.