Ağlamak yani. Stop. Güzel bir şeydir.

Kızlar Datça’ya geldi. Kızlar derken, 3 sene Organic Intelligence eğitiminde nasıl oluyor anlamadan kanımın kaynadığı kadınlar. İlk sene topallayarak, ikinci sene hamile, son sene etrafta koşturan bir bebeyle geçti. Şimdi de çocuğum onlarla büyüyor.


Neyse, kızların Datça’ya gelmesi, Nehir’in de Datça’ya gelmesi demek. Çünkü Nehir, Mehpare’nin kızı. Nehir’in Datça’ya gelmesi ise Rüzgar için bir “çok heyecanlandım” hadisesi.


Sahile kızların yanına gittik ama Nehir yok, odadaymış. Rüzgar yolun başında duruyor. Fırtınaları başlatacak sessizlik orada. “Nehir şu an yokmuş” dedim. Cümlemi tamamlamaya kalmadı gözyaşları gözlerinden zıplayarak çıktı, dudaklar büküldü, yürek burkan hıçkırıklar geldi. Orada ağlamak değil sırf; anlamamak, anlatamamak, tutmak ve bırakmak ve bir yetişkin aklıyla anlayamayacağım her şey vardı.


Bir yandan ağlarken “Do